Allahın sıfatları nedir? Allahın Kuran’da geçen isimleri neler? Allahın sıfatları ne anlama gelir? Esmaül Hüsna!

islam kuran muhammed din hadis

Esmâü’l-Hüsna, Allah’ın isimleri için kullanılan bir tabirdir. “İsim” kelimesinin çoğulu olan “esmâ” ile “güzel, en güzel” anlamındaki “hüsna” kelimelerinden oluşan Esmâü’l-Hüsna terkibi Kur’an ayetlerinde Allah’a nispet edilen isimleri ifade etmektedir. Yüce Yaratıcı’nın duyular ile idrak edilmesi mümkün değildir. Allah’ı, Kur’an ayetlerinin bize ifade ettiği şekilde ancak evren ve insan ile olan ilişkisi bakımından tanıma imkânımız bulunmaktadır. Kur’an ayetlerinin ifadesiyle en güzel isimler Allah’ındır. Kur’an’da, Allah’a bu isimleri ile yönelmemiz, O’nu bu isimleri ve sıfatları ile yüceltmemiz buyrulmaktadır.

Allah’tan başka ilah yoktur. O’nun eşi ve benzeri yoktur. Doğmamış ve doğurulmamıştır. Varlığı zorunlu ve kendisinden olandır. Başlangıcı ve sonu yoktur. Yaratan, var eden, her an her şeye güç yetiren, yarattıklarının ihtiyaçlarını en güzel biçimde sağlayandır. Gören, işiten, lütfu ve rahmeti sınırsız olandır. Din gününün sahibidir. Koruyup gözetendir. Tüm övgülerin sahibi, cömertliği ve ikramı sonsuz olan eşsiz kudrettir. Övgülerin, yakarışların, tövbelerin, duaların yöneldiği tek kudrettir. Allah’ın Kur’an-ı Kerim ayetlerinde geçen tek kelimelik isim ve sıfatları ve bu isimlerin geçtiği örnek ayetler şu şekilde sıralanabilir:

Allah: Varlığı zorunlu olan ve bütün övgülere lâyık bulunan, yaratan, yapıp eden, ezelî, ebedî olan, eşsiz ortaksız kudret.

Afüv: Affeden, hataları ve günahları bağışlayan.

Ahad: Zatında, varlığında tek olan.

Âhir: Sonu olmayan.

A’lâ: En yüce.

Âlim: Tüm bilgilerin kaynağı olan, her şeyi gereğince bilen.

Alî: Yüceliğin ve hükümranlığın kaynağı ve sahibi. Ulu.

Azîm: Yüceliğin kaynağı ve sahibi, çok yüce.

Azîz: Kudret ve onurun kaynağı ve sahibi. Yücelikte eşsiz, çok güçlü, çok onurlu olan.

Bâri: Var eden, bir model olmaksızın canlıları var eden.

Basîr: Görme gücünün kaynağı, en iyi şekilde gören. Her şeyi gören.

Bâtın: Gözle görülemeyen, her şeyde kendinden bir güç bulunan.

Bedî: Bir örneğe dayanmaksızın yoktan var eden. Yarattıklarını ahenk ve güzelliklerle donatan.

Berr: İyilik ve lütfu sonsuz olan. Eşsiz iyi. Sonsuz iyilik sahibi.

Câmi: Toplayıp düzenleyen, kıyamet günü hesaba çekmek için mahlûkatı toplayan.

Cebbâr: İradesini her durumda yürüten, yaratılmışların halini iyileştiren.

Ekrem: Cömertlerin cömerdi. Cömertliği sonsuz olan.

Evvel: İlk. Başlangıcına zaman belirlemek söz konusu olmayan.

Fâlık: Yarıp parçalayarak ortaya yeni bir şey çıkaran, tohum ve danelerin içinden yeni ürün çıkaran.242

Fâtır: Yaratan. Birtakım varlıkları yarıp parçalayarak yeni varlıklara ve yeni oluşlara vücut veren.243

Fettâh: Benzersiz şekilde açan. Kolaylık sağlayan. Gerçeği apaçık ortaya koyan.

Gaffâr: Bağışlamaktan bıkmayan. Sınırsız şekilde bağışlayıcı olan. Gerçek bağışlayıcı.

Gafûr: Sürekli bir biçimde günahları affeden.

Gâlib: Her hal ve şartta galip gelen. Yenilmez olan.

Ganî: Mutlak zengin. Zenginliği sınırsız olan. Başkasına muhtaç olmayan. Yanında herkesin yoksul kaldığı kudret.

Hâlık: Yaratan, var eden. Yaratmanın eşsiz benzersiz öznesi.

Habîr: Her şeyden en iyi şekilde haberdar olan.

Hâdî: Hidayet veren. Doğruya, iyiye ve güzele kılavuzlamada en yüce kudret.

Hafî: Lütufkâr. Mükemmel şekilde ilgilenen.

Hafîz: Koruyan. Her şeyi koruyup gözeten. Korumada eşsiz benzersiz olan.

Hakîm: Tüm hikmetlerin kaynağı olan. Daima hikmet ile hükmeden. Her yaptığında mutlaka bir hikmet bulunan.

Hak: Gerçeğin kaynağı ve belirleyicisi. Her yaptığı ve emri gerçeğe en uygun olan. Hakkın ve hukukun kaynağı ve belirleyicisi.

Halîm: Davranışlarında yumuşak ve şefkatli. Sertlik ve katılıktan uzak olan. Eşsiz hoşgörü sahibi. Cezalandırmada acele etmeyen.

Hallâk: Yaratışı sürekli olan.

Hamîd: Her türlü övgünün sahibi ve muhatabı olan.

Hasîb: En iyi ve en hassas biçimde hesap soran.

Hayy: Sürekli diri. Hayatın kaynağı. Kendisi için ölüm söz konusu edilemeyen. Ebedi hayat sahibi.

İlâh: Tapılmaya layık tek kudret. Yüce, eşsiz.

Kâdir: Kudretin kaynağı ve sahibi. Sonsuz gücünü iradesi ile kullanan.

Kâhir: Yarattıkları üzerinde hüküm ve egemenlik kuran.

Kadîr: Gücü her şeye ulaşan, her şeyde hissedilen. Her şeye gücü yeten.

Kâfî: Hem kendisine hem de yarattıklarına yeten. Kullarının her türlü istek ve ihtiyaçlarına cevap veren.

Kahhâr: Kendisine diklenenleri ezen. Hep boyun eğdiren. Gerçeği örtüp buyruklarına karşı çıkanları kahrı altında ezen.

Karîb: Çok yakında olan. Kullarına şah damarlarından daha yakın olan. Yakınlıkta eşsiz benzersiz olan.

Kavî: Gücü bizzat kendinden olan. Çok kuvvetli. Sınırsız kuvvet ve kudret sahibi.

Kayyûm: Varlığı sevk ve idare eden. Kudretin kaynağı. Eşsiz yönetici.

Kebîr: Hiçbir büyüklük ölçüsünün kavrayamayacağı şekilde büyük olan. Sonsuz, eşsiz benzersiz büyük.

Kerîm: Lütfu hep işleyen, cömert. İkramında sınır tanımayan.

Kuddûs: Her türlü kusurdan, eksikten, yanlıştan ve kirden uzak; tüm varlığın yücelttiği. Kutsallığın eşsiz benzersiz kaynağı. Zatı kutsal olan tek varlık.

Latîf: Nezaketle lütfeden. Lütfunu zarafetle yapan. Eşsiz ve benzersiz lütuf sahibi.

Mâlik: Sahip olan. Varlığın mutlak sahibi.

Mecîd: Cömertlik ve ululuğun kaynağı. Çok şanlı. Şan şeref sahibi. Şanı pek yüce olan.

Melik: Güç, saltanat ve yönetimin en yüce sahibi. Eşsiz yönetici. Mutlak otorite sahibi olan.

Metîn: Her hal ve tavır karşısında sebat ve dayanıklılığını koruyan. Güçlü, zorlu. Dayanma gücü sınırsız olan.

Mevlâ: Koruyup gözeten, destek veren. Sevdiklerinin her hal ve şartta yanında bulunan. Kendisine dayanılan gerçek dost.

Mucîb: En iyi şekilde, en kısa zamanda cevap veren. Duaları dikkate alan en güzel şekilde karşılık veren.

Muhît: Her şeyi çepeçevre kuşatan. İlim ve kudreti ile varlığı kuşatan.

Muhyî: Yaratan, hayat veren. Ölüleri dirilten.

Mukît: Yarattıklarının gıda sistemlerini, beslenme tarzlarını belirleyen ve her birinin gıda edinmesini sağlayan. Eşsiz besleyici.

Muktedir: Her şeye gücü yeten, kudretli. Mutlak iktidar sahibi. Her iktidara baş eğdiren.

Musavvir: Şekil, renk, desen ve özellik veren. Görünüş kazandıran, görünüşü ahenkli kılan. Eşsiz tasarımcı.

Muheymin: Hükmü altında tutan. Koruyucu otorite. Kâinatın bütün işlerini gözetip yöneten.

Mü’min: Güven veren, vaadine güvenilen. Zatına sonsuz güven duyulan. İmanın kaynağı olan.

Müsteân: Darda ve zorda kalanın başvurduğu, yardım dilediği kudret. Kendisinden yardım ve destek istenen. Eşsiz benzersiz yardım kaynağı.

Müteâl: Aşkın, yüce. İzzet, şeref ve hükümdarlık bakımından en yüce olan.

Mütekebbir: Ululuk ve yüceliğin kaynağı olan. Kibre ve böbürlenmeye sapanları hizaya getiren. Büyüklük gösteren.

Nasîr: Yardım eden. Destekleyen. Eşsiz ve benzersiz yardım ve desteğin sahibi.

Nûr: Işık. Işığın, aydınlığın, yol gösterişin, erdirişin kaynağı ve yöneticisi olan. Eşsiz benzersiz aydınlatan.

Rab: Besleyip, terbiye edip eğiten. Terbiyesinde eşsiz ve benzersiz olan.

Rahîm: Rahmet ve merhameti sınırsız olan. Bağışlayan, esirgeyen. Daima merhamet eden. Merhametinde eşsiz benzersiz olan.

Rahmân: Rahmetin sonsuz kaynağı. Rahmeti sonsuz olan. Bağışlayan, esirgeyen.

Rakîb: Kontrol eden, korumak için gözleyip gözetleyen. Yarattıklarından bir an bile habersiz olmayan.

Raûf: Acıma, şefkat ve esirgemesi sınırsız olan. Şefkati eşsiz ve benzersiz olan.

Refî: Mertebesi çok üstün olan. Yücelten, izzet ve şeref veren. Sonsuz yüksek olan.

Rezzâk: Yarattığı tüm varlıkların rızıklarını fazlasıyla veren.

Samed: Tüm ihtiyaçların, niyetlerin, övgülerin, yakarışların yöneldiği eşsiz kudret. Tüm ihtiyaçları gideren, hiçbir şeye ihtiyaç duymayan.

Selâm: Esenlik, barış, kurtuluş ve mutluluğun eşsiz benzersiz kaynağı.

Semî: En iyi şekilde işiten, duyan. Her şeyi işitip duyan.

Şâkir: Şükredenleri duyup ödüllendiren. Şükre karşılık veren.

Şehîd: Her şeye şahit olan. Eşsiz benzersiz tanık. Her şeyi görüp gözetleyen.

Şekûr: Bütün şükürlerin yöneldiği kudret. Az iyiliğe çok mükâfat veren. Şükre sınırsız karşılık veren.

Tevvâb: Tövbeleri çok kabul eden. Tövbe nasip eden. Kendisine yönelenlerin bu yönelişlerini karşılıksız bırakmayan.

Vehhâb: Bağışı sınırsız olan. Sürekli ve sınırsız bir biçimde bağışta bulunan. Karşılıksız veren.

Vâhid: Sıfatlarında, özelliklerinde tek ve biricik olan. Ortağı olmayan, eşsiz benzersiz tek.

Vâris: Bütün mülk ve saltanatların sonunda kendine teslim edildiği kudret. Dilediğini dilediğine mirasçı kılan.

Vâsi: Varlığı sürekli genişleten. Yaratışı ve yarattıklarını dilediği şekilde artırıp genişleten. Her şeyi kuşatan. Asla kuşatılamayan.

Vedûd: Sevginin kaynağı olan. Seven. Sevdiren. Tüm sevgilerin en son ve en yüce gayesi olan. Eşsiz ve benzersiz sevgi kaynağı.

Vekîl: Gücü ve yönetimi kullanan. Güvenilip dayanılan. Sonsuz güven veren.

Velî: Eşsiz benzersiz dost, yardımcı. Destek veren. Dost olan ve dost olunan.

Zâhir: Varlığı apaçık olan. Tüm yarattıklarında, kendisinden görülebilir izler, işaretler bulunan.