Anneler ile ilgili ayetler!

Anneler ile ilgili ayetler!

Biz insana anne ve babasını tavsiye ettik anası onu zayıflık üstüne zayıflık çekerek karnında taşımıştır.Onun (memeden) ayrılmasıda 2 sene içinde olmuşdur onun için biz insana bana ve ana babana şükret dönüş banadır diye nasihat verdik. (Lokman Suresi Ayet,14)

Rabbin ondan başkasına ibadet etmemenizi ve anne babaya iylik etmenizi emretmişdir. İkisinden birisi yahut her ikisi senin yanında yaşlılık çağına ulaşırsa,sakın onlara öf bile deme;onları azarlama,onlara güzel söz söyle. (İsra Suresi 23-24)

Allah’a ibadet edin ve o’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anne-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara iyi davranın; Allah kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez. (Nisa Suresi/ 36)

Rabbin sadece Kendisine ibadet etmenize ve anne-babanıza, Allah’ın sizi görmekte olduğu bilinci içinde mümkün olan en iyi şekilde davranmanıza hükmetti. Eğer onlardan biri veya her ikisi yaşlanmış olarak yanınızda bulunuyorsa sakın varlıklarından veya onlara hizmetten bıkkınlıkla kendilerine “Öf!” diyecek ölçüde bile kötü söz söyleme! Onları azarlama ve daima onlara karşı tatlı dilli ve gönül alıcı ol! (İsra Suresi/23)

Biz insana, anne-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Çünkü annesi onu nice sıkıntılara katlanarak taşımıştır. Sütten ayrılması da iki yıl içinde olur. Önce bana, sonra da anne-babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur. Dönüş ancak banadır. (Ahkaf Suresi/15)

Allah’a kulluk edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın! Anneye, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya ve ellerinizin altında bulunanlara (köle, cariye, hizmetçi ve benzerlerine) iyi davranın! Allah kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez! (Nisa Suresi 36)

Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, annenize ve babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine öf! bile deme! Onları azarlama! İkisine de güzel söz söyle! Onları esirgeyerek alçak gönüllülükle üzerlerine kanat ger ve: Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de Sen onlara (öyle) rahmet et (diyerek dua et!)” (İsra Suresi 23, 24)

Biz insana, anne babasına en güzel bir biçimde davranmasını emrettik…” (Ankebut Suresi 8)

Biz insana, anne babasına (en güzel bir biçimde davranmasını) emrettik. Çünkü annesi onu nice sıkıntılara katlanarak taşımıştır. Sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur. O halde Bana ve annene babana şükret! Dönüş Banadır.” (Lokman Suresi 14)

De ki: “Geliniz size Rabbinizin haram ettiği şeyi ben okuyayım: O’na hiç bir şeyi ortak/denk tutmayın, anaya babaya iyilik edin, fakir düşmek (korkusun)dan çocuklarınızı (herhangi bir şekilde) öldürmeyin. Biz, sizin de onların da rızkını veririz. ‘Zinanın ve her türlü kötülüğün’ açığına da gizlisine de yaklaşmayın. Allah’ın haram ettiği canı (hukukça) geçerli sayılan bir hak olmadıkça öldürmeyin.” İşte (Allah),düşünesiniz (aklınızı kullanasınız) diye size bunları emretti. (Enam Suresi 151)

 

İSLAMİYETTE ANNE VE BABA HAKKI

Bir cemiyetin ayakta kalabilmesi ve varlığını sürdürebilmesi, o cemiyeti oluşturan aile çekirdeğinin bütünlüğüne bağlıdır. Aileleri sağlam olan cemiyetler, hücreleri sağlıklı olan bir insan bedenine benzer. Aile ocaklarının gerçek kurucuları ise eşler, yani anne ve babalardır. Yuvaların kurulmasında ve yürütülmesinde, çocukların büyütülüp cemiyete faydalı insanlar hâline getirilmesinde asıl mesuliyet ve zahmet anne babanın üzerindedir.
Ailenin temel direği olan anne ve babalar, çocukları için her türlü fedakârlığı yapan insanlardır. Bu nedenle her evladın bu saygıdeğer insanlara karşı görev ve sorumlulukları bulunmaktadır. Hiçbir çocuk anne ve babasının hakkını dünyada ödeme kudretine sahip değildir ve hiçbir çocuktan bu hakları birebir ödemesi de istenmez. Ancak anne ve babanın, çocuklarından saygı, sevgi, hürmet ve itaat beklemeleri de onların en tabii haklarıdır.
Yüce dinimiz İslam, anne ve baba hakları üzerinde hassasiyetle durmuş, anne ve babaya saygıyı, bir sosyal sorumluluk, bir görev değil, dinin bir emri olarak kabul etmiştir. Bu hususta aşağıda mealini sunacağımız ayet gayet anlamlıdır:

“Rabbin kesin olarak şunları emretti; ancak Rabbinize itaat edin, ana-babaya güzellikle muamele edin, eğer onlardan biri veya ikisi senin yanında ihtiyarlık hâline ulaşırsa, sakın onlara “öf” bile deme ve onları azarlama, ikisine de iyi ve yumuşak söz söyle. İkisine de acıyarak tevazu kanadını indir ve şöyle de: “Ey Rabbim, onlar beni küçükken terbiye edip yetiştirdikleri gibi sen de kendilerine merhamet et.” (İsra, 17/23-24.)

Burada geçen ayet-i kerimede, Allah’a itaatten hemen sonra anne ve babaya iyilik emredilmekte, anne babaya itaat etmek, Allah’a itaatin tamamlayıcısı olarak kabul edilmekte ve onları kıracak, üzecek en küçük bir söz ve fiilden sakınılması uyarısı yapılmaktadır. Bütün bunlara ilaveten, anne-babalarına iyi bakan insanlardan, sürekli olarak onlar için Allah’a dua etmeleri de talep edilmektedir. Burada zikredilen davranışlar, kişilerin tercihlerine bırakılmış davranışlar değil, bizzat Kur’an’ın, yani Allah’ın emirleridir.

Hz. Peygamber (s.a.s.) de pek çok hadis-i şeriflerinde ana-babaya itaati emretmiş, hatta vaktinde kılınan namazdan sonra Allah nazarında en sevimli ibadetin ana babaya itaat etmek olduğunu beyan etmiş ve ebeveyne sevgi ve saygıyı ibadet mesabesinden değerlendirmiştir. (Buhari, Rikak, 18.) Ayrıca onlara itaatin Allah’a itaat, onlara isyanın da Allah’a isyan anlamına geleceğini ifade etmiş (Feyzü’l-Kadir, IV, 262.), Allah’ın rızasının ancak ana-babayı hoşnut ve razı etmekle kazanılacağını bildirmiştir. (et-Tac, V, 6.)

Ana babasına iyi davranan ve onları razı eden kişi ahirette göreceği mükâfatın yanında bu dünyada da iyiliklerinin karşılığını görecektir. Nitekim bir hadiste “Babalarınıza iyi davranın ki, evladınız da size iyi davransın.” (et-Terğib, H. No, 3599.) buyurulmaktadır. Atalarımız bu gerçeği, “İyilik yap iyilik bulursun.” deyişiyle dile getirmişlerdir. Hz. Peygamber (s.a.s.), ayrıca, “Kim ömrünün bereketi ve rızkının geniş olmasından sevinç duyuyorsa, ana-babasına iyi davransın ve yakınları ile iyi ilişki kursun.” (et-Terğib, H. No, 3594.) sözüyle bu dünyada huzurlu yaşamak isteyen insanlara da ana-babaya iyilik yapmayı tavsiye etmektedir. Ana-babasına iyilik yapanların sadece ahirette mükâfatlandırılmayıp, yaptıkları iyiliklerin karşılığını dünyada da göreceklerini müjdeleyen eden Hz. Peygamber (s.a.s.), bunun tersi olarak ana-babasına asi olanların aynı şekilde cezalarını sadece ahirette değil bu dünyada da göreceklerini bildirmektedir. (et-Terğib, H. No, 3625.)

Bütün bu ayet ve hadislerden açıkça anlaşıldığına göre, Allah, kendisinden sonra ana-babaya itaat etmeyi onlara iyilik etmeyi emretmekte, kendisine itaatten sonra ana-babaya itaati ve onlara hürmeti zikretmektedir. İnsanlar, özellikle ihtiyarlıkları döneminde onları incitecek söz ve davranışlardan sakınmalı hatta onlara “öf” bile dememelidirler. Onların kalplerini kıran, onlardan sevgiyi esirgeyen nesiller, hem bu dünyada yaptıklarını fazlasıyla görecekler, hem de ahiret hayatında cezalarını çekeceklerdir.

Evladın ana-babasına karşı vazifeleri sadece onlar hayatta iken değil, vefat ettikleri zaman da devam eder. Bu husus Hz. Peygamber (s.a.s.)’in aşağıdaki hadis-i şerifinde açıkça ortaya konulmaktadır:
Bir gün bir şahıs Allah Rasulü (s.a.s.)’ne gelerek vefat ettikten sonra da anne babasını memnun etmek için yapabileceği bir vazifenin olup olmadığını sordu. Hz. Peygamber (s.a.s.) şu cevabı verdi: “Anne veya baban öldükten sonra da senin yapabileceğin şeyler vardır. Onlara dua ve istiğfarda bulunmak, vasiyetlerini yerine getirmek, onların dünyada iken sevdikleri dostlarına ikram etmek, onların akrabalarına iyilikte bulunmak senin vazifendir.” (Riyazü’s-Salihin trc. I, 374.)

Her evlat aynı zamanda bir anne ve baba adayıdır. Ana-babasına itaat eden, onlara iyilik eden ve onların hoşnutluğunu kazanan evlat, anne veya baba olduğu zaman da ebeveynine itaatkâr nesil sahibi olacaktır.
Sonuç olarak ifade etmek gerekirse, bizlerin dünyaya geliş vesilemiz olan anne babamızın üzerimizdeki haklarını saymamız ve bu hakların karşılığını ödememiz mümkün değildir. Bu nedenle elimizden geldiği kadar onlara iyilik etmeli, onların rızalarını almaya çalışmalıyız. Unutmayalım ki Allah’ın rızasına erişme yollarında biri de ana-babanın rızasını kazanmaktır.

Prof. Dr. Âdem Apak Uludağ Üniv. İlahiyat Fak.