amerika gazete oku en yeni haberler teknoloji haberleri

Bedir Savaşı nedir? Bedir Savaşı önemi nedir? Bedir Savaşı sebepleri ve sonuçları neler? Bedir Savaşı tarihi nedir?

Bedir, Medine’nin yüz altmış kilometre kadar güneybatısında, Kızıldeniz sahiline otuz kilometre uzaklıkta, Medine Mekke yolunun Suriye kervan yoluyla birleştiği yerde bulunan küçük bir kasabadır. Oval, altı buçuk kilometre eninde, dokuz kilometre uzunluğunda, etrafı yüksek dağlarla çevrili bir ovadır. Aynı zamanda Bedir, deniz kıyısına yakın ve genellikle kervanların uğradığı büyük bir konak yeridir.

Allah, Bedir Savaşı ile ilgili şöyle buyurmaktadır: “Doğrusu sizler güçsüz olduğunuz halde Allah, Bedir’de de size yardım etmişti. Öyle ise, Allah’tan sakının ki ona şükretmiş olasınız.”

“Hak ortaya çıktıktan sonra sanki gözleri göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi (cihâd hususunda) seninle tartışıyorlardı. Hatırlayın ki, Allah size iki taifeden birinin sizin olduğunu vadediyordu; siz de kuvvetsiz olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı gerçekleştirmek ve (Kureyş ordusunu yok ederek) kâfirlerin ardını kesmek istiyordu. (Bunlar) Günahkârlar istemese de hakkı gerçekleştirmek ve bâtılı ortadan kaldırmak içindi.” Enfâl sûresindeki âyetlerin büyük çoğunluğu Bedir Gazvesi ile ilgilidir. Bedir Gazvesi’nden sonra inen bu âyetlerin genel olarak konusu elde edilen ganimetler, Müslümanların içerisinde bulundukları durum ve alacakları tedbirlerdir.

Savaşın Sebebi

Cihâda izin verilmesinin ardından Hz. Peygamber, dengeyi temin etmek için ilk olarak komşu kabilelerle ittifak anlaşmaları yapmıştır. Ticaret yoluna komşu olan kabilelerle saldırmazlık anlaşması imzalayarak Medine’yi güvenli hale getirmiştir. Komşu kabilelerin anlaşmalarla elleri kolları bağlanmazsa, her an yağmaya hazır bekleyip tehlike olmaya devam etmekteydiler. Bu sebeple Hz. Peygamber, Medine’ye hicret ettikten sonra çevredeki Arap kabileleri ile uzlaşmaya yanaşmaları için seriyyeler düzenlemeye başlamıştı. Hz. Peygamber ikinci olarak ise bölgeyi keşfetmek, Medine civarındaki yollarla Mekke’ye giden yolları tanımak için ticaret yollarına art arda devriyeler ve askeri kuvvetler çıkartma kararı almıştır. Böylece Müslümanlar keşif devriyeleri biçiminde bir askeri harekâta başlamışlardır.

Kureyşliler, İslâm’ı kabul ettikleri için Mekkeli hemşerilerine acımasızca işkence etmişler, onları hicret etmeye zorlamışlardı. Hicret etmeleri onları rahatlatmamış, aksine mallarını gasp etmişler ve sığındıkları ülkelerin yöneticilerini kışkırtarak onların geri gönderilmesini istemişlerdir. Medine’ye hicret eden Müslümanlar bunlara karşılık ise Kureyş kervanlarının geçişlerini yasaklayarak yaptıklarına karşılık misillemelerde bulunuyorlardı. İlerleyen zamanlarda Medine’den Kureyş kervanlarını taciz etmek için küçük birlikler gönderilmeye başlanmış ve bununla İslâm kontrolünde olan bu arazilerden geçmenin Medine yöneticisi Hz. Peygamber’in izni ile olabileceği Mekkeli müşriklere kabul ettirilmek istenmiştir. Bütün bunlar Kureyşlilerce saldırgan bir savaşın başlaması için yeterli nedenlerdi.

Müslümanlar, Kureyş’e ait büyük bir kervanın Ebû Süfyan’ın yönetiminde, Şam’ın Meşarif bölgesinden inip Mekke’ye doğru geldiği haberini aldılar. Ticaret amacıyla yola çıkan bu kervan, Mekkeli kadın ve erkek herkesin sermayesinin olduğu büyük ve önemli bir kervandı. Yüz develik elli bin dinar değerinde olan kervanda en büyük sermaye Ebû Yahyâ Saîd b. Âs’ın ailesine ve Mahzûmoğullarına aitti.

Mekkeliler için önemli olan bu kervanın haberini alan Hz. Peygamber, Müslümanların hazırlanmalarını emrederek onlara şunları şöylemiştir: “İşte Kureyş kervanı. O kervanda onların malları var. Ona çıkıp yolunu kesiniz. Belki Allah onu size ganimet olarak nasip eder.”

Mekkelilere ait bu kervanın ele geçirilmesi Müslümanlar açısından son derece önemliydi. Hem Müslümanlara işkence etmekten geri durmayan ve Mekke’den ayrıldıklarında mallarını gasp eden Kureyşlilerden kendi mallarını geri alabilecekler hem de Mekke için bu kadar önemli bir kervanı ele geçirebilecek güçte olduklarını herkese ispatlamış olacaklardı.

Savaşın Hazırlıkları

Müslümanların kervanlarının üzerine geldiğini haber alan Ebû Süfyan, kervanın yolunu değiştirmiş ve Mekke’den yardım istemişti. Ebû Süfyan, kendilerine yardım ulaşmadan bütün dehasını kullanarak Müslümanların elinden kurtulmuş fakat savaşmak için kararlı bir şekilde yola çıkan müşrikler kervan kurtulmasına rağmen geri dönmemişlerdir. Müslümanların Medine’nin çevresinde bulunan kabilelerle anlaşmalar yapması Müslümanların ticaret yolları için sürekli tehtit olup kervanların güvenliğini tehtit etmeleri ve en önemlisi müşriklerin, Müslümanların güçlenip Mekke’ye saldıracağından korkmaları müşriklerin her an savaşı düşünmelerine sebep olmaktaydı. Bu sebeple sanki uzun zamandır bekliyorcasına Mekkeliler dokuz yüz elli savaşçı ve iki yüz atlı ile çok kısa bir süre de yola çıkmışlardı.

Kervanın kurtulmasına aldırış etmeyen Mekkeliler Medine’ye doğru ilerlemeye devam edince, Hz. Peygamber ve arkadaşları Bedir’e yöneldi. Hz. Peygamber’in amacı Mekkelilerden önce Bedir’e varmaktı. Müslümanlar ilk aşamada savaşmak için yola çıkmamışlar, fakat Hz. Peygamber’in istihbarat faaliyetleri sayesinde Mekkelilerin sayısı ve güzergâhları ile ilgili edindiği bilgiler neticesinde Kureyşlilerin savaş hazırlıkları içerisinde yola çıktığını öğrenmişlerdi. Müslümanlar toplamda muhacir ve ensârdan seksen üç, Evs’ten altmış bir, Hazrec’den ise yüz yetmiş kişi olup sayıları yaklaşık olarak üç yüz on dörttü.68 Kureyşliler ise dokuz yüz elli savaşçı ile yola çıkmış ve yanlarında ise iki yüz at vardı.

Hz. Peygamber Bedir’e ulaştığında Medine’ye en yakın Kureyş’e en uzak kuyunun başını tutarak Müslümanları oraya yerleştirdiği esnada ordu içerisinde bulunan Hubâb b. Münzir bu duruma itiraz ederek: “Ya Rasûlallah! Burası savaş stratejisi olarak karargâh kurulacak bir yer değildir. Orduyu buradan kaldır. Bizler, Kureyş ordugâhına en yakın yere karargâh kuralım ve su alacağımız kuyu dışındakileri kapatalım. Düşmanla savaşırken su ihtiyacımızı buradan karşılarız, fakat onlar su içemezler.” demiştir. Hz. Peygamber bu teklifi arkadaşlarıyla istişare ederek kabul etmiştir. Böylece Hz. Peygamber kendi görüşünden vazgeçerek Hubâb’ın işaret ettiği kuyunun çevresine orduyu yerleştirmiş ve diğer kuyuları kumla kapattırmıştır.

Bazı rivayetlerde Hz. Peygamber’in 12 Ramazan Pazar günü yola çıktığı, başka rivayetlerde ise Ramazan ayından on altı veya on yedi gün geçmişken Cuma günü Bedir’de karşılaşıldığı hatta Bedir’den Şevval’in başında dönüldüğü öne sürülmüştür.

Savaş, mübâreze ile başlamış ve ikindiye doğru Müslümanların zaferiyle sonuçlanmıştır. Bedir Savaşı’nda Kureyş ordusu yenilgiye uğratılmış ve yetmiş kişi öldürülmüş ve yetmiş kişi de esir alınmıştır. Ebû Cehil b. Hişâm, Utbe b. Rebîa, Şeybe b. Rebîa, Velîd b. Utbe, Ümeyye b. Halef, Hanzale b. Ebû Süfyân b. Harb, Ebü’l Bahterî b. Hişâm gibi Mekke liderlerinin de aralarında bulunduğu kişiler öldürülmüştür.

Esir alınan kişilere kötü davranılmamış ve elleri bağlı bir şekilde Medine’ye götürülmüşlerdir. Bu esirlerden fidye verebilecek parası olanlar fidye karşılığında serbest bırakılmış, fidye ödeyemeyecek durumu olup okuma yazma bilenler ise on Müslüman çocuğa okuma yazma öğretme karşılığında serbest bırakılmıştır. Hem fidye ödeyecek parası olmayıp hem de okuma yazma bilmeyenler ise karşılıksız serbest bırakılmışlardır.

Hak ile batılın savaşı olarak isimlendirilen Bedir Savaşı’nda Hz. Peygamber’in tedbiri hiçbir zaman elden bırakmaması, stratejik ve taktik kabiliyetleri sayesinde savaş Müslümanlar tarafından kazanılmıştır. Bedir Gazvesi’nin sonuçları sadece bu sene ile sınırı kalmamış sonrasında yapılan bütün savaşların zeminini hazırlamıştır.

Doğrulanmış metin ve kaynak:

Bu metin SAMER Yayınları izni ile Merve Aktaş’ın kaleme aldığı tezden aktarılmıştır.