Ebussuud Efendi kimdir?

Ebussuud Efendi'nin Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

Hoca çelebi, allâme-i küll, ikinci Ebû Hanîfe ve hocası Kemâlpaşaoğlu’nun el-muallimü’l-evvel unvanına nisbetle el-muallimü’s-sânî gibi unvanlarla anılan büyük Türk hukukçusu ve devlet adamı Ebûssuûd Efendi İstanbul yakınlarındaki Meteris köyünde doğmuştur. Âilesi İskilipli olan Ebûssuûd’un dedesinin babası, Uluğ Bey’in doğancıbaşısı olan Mehmed Kuşçu’dur ve onun oğulları, biri anne tarafından diğeri baba tarafından Ebûssuûd’un dedesi olan Mustafa İmâdî ve meşhur matematikçi – astronom Ali Kuşçu’dur. Mustafa İmâdî’nin oğlu Yavsı Muhiddin Mehmed, amcası Ali Kuşçu’nun kızı Sultan Hatun’la evlenmiş, bu evlilikten Ebûssuûd doğmuştur.

Ebûssuûd’un ilk memuriyeti İnegöl’deki İshak Paşa Medresesi’ndeki müderrislik görevidir. Sonraları İstanbul, Gebze ve Bursa’da da müderrislik yapmış, son olarak 1528’de Sahn-ı Semân Medresesi’ne müderris olup 5 yıl sürdürdüğü bu görevi tâkiben sırasıyla Bursa ve İstanbul kadılıklarına getirilmiş, 1537’de Rumeli kazaskeri tâyin edilmiştir. Serhat boylarının nazlı şehri Budin’in fethinden sonra burada ilk Cuma namazını kıldırma şerefine nâil olan Ebûssuûd, 1545 yılında şeyhülislâm nasbedilerek ölene kadar yaklaşık 30 yıl bu vazifede kalmıştır.

Büyük Türkçü Atsız Bey tarafından şeriatı Türk örfüyle bağdaştırması, mutaassıp din adamlarına karşı, para vakfedilmesini onaylayarak iktisâdî hayâtın ve kamu düzeninin korunması yolunda gösterdiği dirâyet ve toprak kanunlarını fetvâlar hâlinde tedvîn ederek ilmiye sınıfının ileriki muhalefetlerini önlemesi, fetvâ ve kânun arzları ile Türk hukuku, Türk medeniyeti târihinde işgâl ettiği önemli mevki dolayısıyla tebcil edilmiştir.

Ebûssuûd’un mektuplarını değerlendiren A. Dağlar’a göre de Ebûssuûd Efendi’nin ifâdelerinde “Osmanlı resmî ideolojisini oluşturan unsur ve kavramların, kelime katarı hâlinde göz önünden akıp gittiği fark edilecektir. Kelimelerin anlam dünyalarına inildiğinde görülecektir ki Ebûssuûd Efendi Osmanlı resmî ideolojisini özümsemiş, ona gönülden bağlanmış bir idealisttir.” Aynı yazar Ebûssuûd için “Yarı resmî de olsa, özel de olsa -çeşitli türlerde yazdığı- hemen her mektubunda Ebûssuûd Efendi’nin “fert-devlet-Allah” ilişkisine dâir temel felsefesi kendini ön planda hissetirmektedir. Sultan olsun, reâyâ olsun, fert fert her muhâtabın Osmanlı devlet felsefesini oluşturan “dâire-yi adliye” sistemine, “i‘lâ- yı kelimetullah” idealine ve Allah’a karşı yeri ve sorumluluğu hatırlatılır; öyle ki, bu konularla ilgili kullandığı ifâdelerin kalıplaşmış şekilleriyle karşılaşılır. Bu hususta Ebûssuûd Efendi’nin her makamdan ziyade kendisini salâhiyet sahibi gördüğü anlaşılmaktadır.” değerlendirmesi dikkat çekicidir. Öyle anlaşılıyor ki Ebûssuûd’u tıpkı Roma Cumhuriyetinin kadîm erdemlerini savunan ve gözeten meslektaşı Yaşlı Cato gibi bir Osmanlı “censor”u olarak görmek de mümkündür. O, “emîn-i dîn ü devlet ve yemîn-i mülk ü millet” yolunda, “devlet-i ebed-efzûn” bildiği ve mektuplarında eski Oğuz efsanelerindeki, göğü çadır belleyen siyâsî anlayışa benzer şekilde “âleme memdûd ve atnâb-ı hıyâm-ı devlet ü ikbâl” diyerek âlemi kuşatan çadır iplerinden bahsettiği devlet nizâmının bozulmaması için gayret gösteren bir idealisttir.

Göktürk Ömer Çakır