İslam savaş dini midir? İslam düşmanlık dini midir? İslam’da barış nedir? Kuran’da savaş ve barış!

islam türk arap din kutsal ilah mekke

Bugün tüm dünyada Müslümanların içinde bulunduğu sıkıntı, sancı, bilgisizlik ve yozlaşmaya bakınca, Müslüman olmayan bir insanın Müslüman olmasını gerekli kılacak ne var? Kuran dışında hiçbir şey yok aslında. Müslümanların geneline bakarak kolay kolay Müslüman olmaz hiç kimse. Olsa da tam anlamıyla özümseyemez. İslam ile anılacak en son şey terör ve şiddet olması gerekirken bugün “İslam” denilince akla ilk gelen şey bunlar oldu. Kuran, Allah’ın saygıya layık kıldığı cana kıymayın208 diyorken mensuplarının eylemleri, inandıkları dine fatura edilebilir mi? Maalesef ediliyor. Allah böyle söylüyor ama buna rağmen kimi mensupları, haksız yere insanları katlediyor.

Edinilen verilere göre bugün tüm dünyada her gün yaklaşık bin Müslüman katlediliyor. İşin daha da acı kısmı bu katliamların %90’ının failleri yine “Müslümanlar”. Kısacası her gün dokuz yüz civarı Müslüman yine Müslüman olanlar tarafından katlediliyor. Sormak gerekir: Bu nasıl Müslümanlık? Bu hangi İslam? Hiç şüphe yok ki bu İslam, Kuran’ın ortaya koyduğu, Peygamberimizin tebliğ ettiği ve bizzat yaşayarak örnek olduğu din değil. Halen daha din adına uydurulan şeyleri savunanlar, tüm bu katliam ve cinayetlerin ortağıdırlar.

2007 yılında Almanya’daki Bremen Üniversitesi ve Ortadoğu Forumu araştırmacıları tarafından yapılan çalışmaya göre 1948 yılından beri 11 milyon civarı Müslüman çatışmalar sonucu katledilerek ölmüş. Bu çok acı bir tablo değil mi? İşin daha da acı kısmı bu çalışmaya göre de, ölen her yüz Müslümandan doksanı yine Müslümanlar tarafında öldürülmüş.

Mezhep çatışmaları ve kardeş katli sebebiyle kimi Müslüman ülkeler kan ağlıyor. SünniŞii birbirini öldürüyor, adeta birbirlerini farklı dinler olarak görüyorlar.

Biz daha inancımız olduğunu iddia ettiğimiz İslam’ı doğru bir şekilde anlamamış ve gönderiliş amacına uygun şekilde hayatımıza taşımamışız. Allah’a kayıtsız şartsız teslim olanların inanç sistemi anlamına gelen İslam’ın, türediği düşünülen üç kökten biri ‘barış’ anlamına gelen ‘silm’ köküdür. Müslüman olduğunu ifade eden kişi özetle şunu kabul etmektedir: “Ben Allah’a kayıtsız şartsız teslim olan ve barışı esas alan biriyim.”

Zira Allah’a kayıtsız şartsız teslim olmadan İslam olmak, bu teslimiyeti ve barışı esas almadan da Müslüman olmak ya da Müslüman kalmak mümkün değildir.

Dolayısıyla Müslüman olduğunu ifade eden her insan aynı zamanda bir barış elçisi, bir barış gönüllüsü olması gerektiğini bilmelidir.

İslam, insanlığın ortak değerlerini içerir. İslam, hayat alan değil, hayat veren bir dindir. Müslümanım diyen herkes bu gerçeği en güzel şekilde ortaya koyabilmeli, önce kendi nefsine sonra da başkalarına Allah’ın ayetleri ile güzel öğütler vererek örnek olabilmelidir.

Allah bizi hep birlikte barışa davet etmektedir. Kuran ayetleri inananları silm’e yani gerçek anlamda teslim olarak barış ve güvene girmeye davet eder: Ey iman edenler! Hep birlikte İslam’a (teslimiyet yoluna, barış ve güvene) girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır. (Bakara 208)

Kuran’da inananların özellikleri sayılırken inananların, kötülüğü iyilik ile ortadan kaldıranlar olduklarına dikkat çekilir:

(Onlar) kötülüğü iyilikle ortadan kaldırırlar. İşte onlar, (bu) diyarın mutlu sona ulaşacak sakinleridirler. (Rad 22)

Yine ayetler, yapılan kötülüklerin karşılığının benzer bir kötülük olduğunu söylerken barışı ve affetmeyi esas almanın daha hayırlı ve erdemli bir davranış olduğuna dikkat çeker:

Kötülüğün karşılığı, onun misli (benzeri) olan kötülüktür. Ama kim affeder ve barışı esas alarak (erdemli) davranırsa artık onun ödülü Allah’a aittir. Gerçekten O, zalimleri sevmez. (Şura 40)

Kötülüğe kötülük ile karşılık vermek herkesin harcıdır. Önemli olan kötülüğe iyilik ile karşılık verebilmektir. Şüphesiz kötülük ile iyilik bir değildir. Kötülüğe kötülük ile karşılık vermek kötülüğü ortadan kaldırmaz. Ayetlerde kötülüğe iyi ve güzel olanla karşılık vermenin, içinde düşmanlık ve kötülük bulunan birini bile sıcak ve yakın bir dost haline getirebileceğine dikkat çekilir: (Madem) iyilik ile kötülük bir değil, sen (kötülüğü) daha güzel olan ile sav; bak, o zaman seninle arasında düşmanlık olan kimse, (eski bir) dostun, gerçek bir arkadaşınmış gibi davranır! (Fussilet 34) Hatta öyle ki ayetlerin ifadesi ile Allah’ın has kulları kendilerine sataşan ve düşmanlık besleyen kişilere karşı dahi barış ve esenlik dileğinde bulunup onlara uymayan kullardır:

Rahman’ın has kulları olan kimseler, yeryüzünde vakarlı bir tevazu ile yürürler ve ne zaman kötü niyetli, dar kafalı kimseler kendilerine laf atacak olsa, (sadece) selam (esenlik, barış, güven) der ve geçerler. (Furkan 63)

Şüphesiz İslam dini savaş ve düşmanlık dini değildir ama Müslümanların kendilerine savaş açan ve düşmanlık yapanlara karşı gerektiğinde kendilerini savunabilecek bir güçte olmaları ve ölçülü bir şekilde karşılık verebilmeleri gerekir. Bazen kalıcı barışın sağlanabilmesi için haklı bir gerekçe uğruna savaşmak gerekebilir. Bu anlamda İslam Müslümanları pasif ve etkisiz kılan bir din değildir. Güçlü olmanın haklı olmak anlamına gelmediğini gösterebilmek, gerektiğinde haksızlığa karşı dik bir duruş sergileyebilmek ve zulme uğrayanın yanında durabilmek için her anlamda güçlü olma gerekir. Yeryüzündeki kötülük ve zulüm ile mücadele etmek, adaleti, hakkı, hukuku ve merhameti gözetmek için çabalamak, sorumluluk sahibi, duyarlı bir insan ve inanan olmanın bir gereğidir.

Allah, inananlara sadece kendilerine yapılan saldırılara karşılık verme hakkını yani nefsi müdafaa hakkını vermiştir. Bunun dışında saldırganlık yapmamamız konusunda bizleri uyarmıştır. Bir Müslüman’ın kendisi ile savaşmayan ya da yeryüzünde bozgunculuk çıkartarak zalimlik göstermeyen kişiler ile savaşması söz konusu değildir: Size savaş açanlara karşı Allah yolunda savaşın, ama (amacınızı aşıp) saldırganlık yapmayın; doğrusu Allah saldırganları sevmez. (Bakara 190)

Bununla birlikte ayetlerde savaşı bitirerek barışa eğilim gösterenlere karşı aynı şekilde barışa eğilim gösterilmesi söylenir: Eğer onlar barışa eğilim gösterirlerse, sen de ona eğilim göster ve Allah’a güven. (Enfal 61)

Allah, inananlara karşı savaşmayan ve onları yurtlarından çıkarmaya çalışmayan kimselere karşı adaletli ve nezaket sahibi olmamızı söyler: İnancınızdan dolayı size karşı savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan sürmeyenlere gelince, Allah onlara nezaketle ve adaletle davranmanızı yasaklamaz çünkü Allah adil davrananları sever. (Mümtehine 8)