Kadınlar cuma namazı kılabilir mi? Kadınların cuma namazını nasıl kılar? Kadınlar camiye gidebilir mi?

fetva fıkıh soru cevap islam din

Bu soruya verilecek cevap “Kılabilirler” şeklinde değil “Kılmalıdırlar” şeklinde olabilir. Cuma namazı erkeğe ne kadar farz ise kadına da o kadar farzdır. Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında erkek ve kadın ayrımı gözetilmeksizin tüm inananlar toplu ibadete davet edilmektedir. Kur’an’da Cuma namazı için yapılan çağrının muhatabı sadece erkekler değil bütün inananlardır. Bu ayet, Cuma namazının kadın erkek tüm inananlara farz kılınmış olduğunun delilidir. Dolayısıyla Cuma namazına katılmak isteyen kadınlara bizzat Allah bu hakkı vermiş ve Cuma namazını kadınlara da farz kılmıştır. İnanan erkeklere düşen ise bu konuda duyarlı olmak ve camiye gelen kadın ve çocukların rahat ve huzurlu bir ortamda ibadet etmelerini kolaylaştırmaktır. Çünkü Cuma namazında kadınlar da erkeklerle eşit haklara sahiptirler.

Maalesef ibadetin ve kardeş olmanın mantığını kavrayamamış ve zihin dünyasında kadını sadece cinsel bir obje olarak kodlamış bazı kişiler, camiye gelen bir kadına “Senin burada ne işin var” dercesine rahatsız edici şekilde bakmakta, kimi zaman da kırıcı ve incitici şekilde konuşmakta ve sanki Allah’ın dininden haberleri varmış gibi “Cuma namazı kadınlara farz değil” türünden temelsiz iddialar ile kadınlara engel olmaya kalkmaktadırlar. Kadın olsun erkek olsun bir insanın ibadet etmek üzere camiye gelmesinden bütün inananların memnun olması gerekir. Bu rahatsızlığın nedeni nedir? Diyelim ki Cuma namazı bu kişilerin sandığı gibi kadına farz değil, kadının camiye gelip ibadet etmek ve namaza katılmak istemesi haram ya da günah da değil. Durum böyle olunca kadının camiye gelmesi erkeği neden bu kadar ilgilendirir? Oysa erkeklerin camiye gelen kadınlar sebebiyle memnuniyet duymaları ve kendi ailelerindeki kadınların da namaza katılmaları noktasında onları teşvik etmeleri gerekir.

Ümmetin ve toplumun yarısını oluşturan ve aile içindeki konumu erkeğe nazaran her anlamda daha önemli ve toparlayıcı olan kadınların her bireyin ilk öğretmeni olduğu gerçeğinin unutulmaması gerekir. Eğitimden, sağlık, spor, kültür, sanat ve yönetime kadar her alanda kadınların erkekler gibi aktif ve sorumluluk sahibi olmaları, sağlıklı ve dengeli bir toplum yapısı için son derece önemlidir.

Kadını “şeytan” ve “fitne” unsuru olarak gören, namus kavramını sadece kadın üzerinden tanımlayan, her türlü doğal haklarını ellerinden almaya çalışan, cinsel bir obje ve çocuk yapıp ev işleri ile uğraşması gereken bir varlık olarak konumlandıran zihniyete karşı en güzel şekilde mücadele vermek, kadınları da aktif bir şekilde bu mücadelenin içinde yer almaya teşvik etmek gerekir.

İslam’ın özüne ve ruhuna uygun olmayan geleneksel kadın anlayışının yıkılması, akıl, vahiy, bilgi, bilim, sevgi, adalet ve merhamet temelinde yükselen bir din ve hayat anlayışının hâkim kılınması için Kur’an’ın kadına bakışının en güzel şekilde hayata yansıtılması gerekir. Allah bu dini erkekler için indirmemiştir. Allah’ın kadınlara vermiş olduğu hakları din adına onların elinden almaya çalışmak, kadınların Allah’ın rıza ve hoşnutluğuna uygun hayra ve barışa yönelik işler yapmalarına engel olmak ve Allah’ın ayetleri ile savaşmaktır.

Emre Dorman