Kadınların evlenme hakkı nedir? Kadınların boşanma hakkı nedir? İslam’da evlenme ve boşanma hakları neler?

camiler ramazan oruç kaza namaz

Müslümanların çoğunluğu oluşturduğu birçok bölgede, kadınlar özgür iradeleriyle yaptıkları tercihlerle evlenmemektedirler. Ayrıca evlilikleri ne kadar kötü giderse gitsin, boşanma konusunda özgür iradeleriyle karar vermeleri de mümkün olmamaktadır. Kadınların özgür iradelerinin bu şekilde gasp edilmesini, “İslam’a” referanslarla desteklemeye kalkanlar olmuştur. Oysa Kuran’da, kadınların evlenme veya boşanma haklarını, babalarına veya kocalarına devretmeleri gerektiği anlamını taşıyan hiçbir ifade yoktur. Erkek, evliliğin başlamasında veya sonlandırılmasında nasıl bir tarafsa, kadın da aynı şekilde bir taraftır.

Kuran’a göre eşler, birbirlerine sevgi, şefkat duyacak, beraberken huzur bulacak (Rum Suresi 21) şekilde yaratılmışlardır ve birbirlerini tamamlayan giysiler (Bakara Suresi 187) olarak tarif edilmişlerdir. Bu şekilde bir ilişkinin ise kadının iradesi yok sayılarak gerçekleştirilmesi, Kuran’ın sadece erkeklere mahsus kılmadığı özgür iradeyle seçme hakkının sadece erkeklere mahsus kılınması düşünülemez. Bakara Suresi 221. ayette, erkeklerin de kadınların da “hoşlarına gitse de” müşriklerle evlenmemeleri geçer. Bu ayetten anlıyoruz ki evlenmede “hoşa gitmek” bir kriter olabilmekte, kişi ister erkek ister kadın olsun bu kriterle karar verebilmektedir. Aynı zamanda hem erkek hem kadın Müslümanlar, müşriklerle evlenmemek gibi İslam’ın getirdiği sınırları gözetmekten de mesuldürler.

Belli bir akli olgunluğa gelip çocukluktan çıkmış bir kadın, aynı şekilde belli akli olgunluğa gelip çocukluktan çıkmış bir erkek gibi, kimle evlenip evlenmeyeceğine karar verme yetkisine sahiptir. Elbette ki gerek kadın gerek erkek olsun taraflar, evlenecekleri zaman, ailelerinden ve güvendikleri insanlardan görüş alabilirler, başkalarının görüşleri evlenip evlenmeyeceklerinde etkili olabilir. Zira ailelerin evlilikte etkili olması birçok kültürde sıkça rastlanan bir durumdur. Kişiler isterlerse, evlenmeyi arzu ettikleri kişilerle, aileleri istemedi diye evlenmemeyi tercih edebilirler. Fakat bu da özgür iradeyle yapılan bir tercih olmak zorundadır. Bu, kadınlar için olduğu gibi erkeklerin evlenmeleri için de geçerlidir. Kadınların, evlilik için ailelerinden izin almasının dini bir gereklilik olduğunu söylemek dine karşı bir iftiradır. Burada sorun olan, kültürel olan bir durumun dini bir gereklilik olarak sunulmasıdır. İslam tarihinden birçok örnek, kadınların, kendi rızalarıyla erkeklerle evlenmeyi kabul veya reddettiklerini göstermektedir. Örneğin Hz. Ebubekir’in kızı Ümmü Gülsüm, Hz. Ömer halifeyken, en güçlü döneminde, onun evlilik teklifini reddetmiştir.171 Kısacası Kuran’daki hiçbir ifade, kadınların evlilikteki seçim haklarını ellerinden almadığına göre, İslam’a göre, kadınların evlilikte karar verme yetkisine sahip olmadıklarını kimse söyleyemez.

Evlilik, normal olduğu gibi, çiftler anlaşamadıkları, uyum sağlayamadıkları zaman boşanmaları da normaldir. Çiftlerin iyi anlaşarak evliliklerini sürdürmeleri ideal bir durum olduğu gibi boşanmak da yasaklanmamıştır. Bugün birçok yerde “İslam” adına uygulanan boşanma hukukunda, koca karısına boşandığını ifade ederek boşayabilirken, boşanmak isteyen kadın “hul” yöntemine başvurmak ve boşanmak için kocasının onayını almak zorunda kalmaktadır.172 Bu sistemde kadın, kocasının onayını alabilmek için türlü zorluklarla karşılaşmakta, çoğu zaman da büyük miktarda paralar ödeyerek özgürlüğünü satın almak zorunda bırakılmaktadır. Öte yandan kocanın teklif edilen miktarı beğenmeme ve çok daha yüksek miktar isteme hakkı da vardır. Bu durumda “hul” sistemi işe yaramamakta, olay mahkemeye havale olmaktadır. “Hul” ile boşanamayan kadın, erkek gibi sadece kendi iradesi ile boşanamadığından, haklılığını ancak mahkemeye kanıtlayabildiği durumlarda boşanma hakkına sahip olur.

Kuran’ın hiçbir yerinde sadece kocanın karısını boşayabileceği, kadınların boşanma hakkı olmadığı söylenmemiş olmasına rağmen, kadınların boşanma hakkı olmadığı iddia edilmiştir. Kadınların boşanma hakkı olmadığının söylenebilmesi için kadınların böyle bir hakkı olmadığının açıkça ifade edildiği bir ayete ihtiyaç vardır; böyle bir ayet ise yoktur. Kuran’da açık bir ifadeyle yasaklanmayan her şeyin helal olduğunu, bir şeyin serbest olduğuyla ilgili Kurani bir ifadeye ihtiyaç olmadığını, eğer bir şey yasaklanmamışsa bunun o şeyin helal olduğunu anlamamız için yeterli olduğunu (Kurani bu çok temel ilkeyi) bir kez daha hatırlayalım. Örneğin patlıcan yemenin, tenis oynamanın, gitar çalmanın yasaklanmamış olduğunu anlamak için bunların helal olduğunu ifade eden bir ayete ihtiyaç yoktur. Bunları yasaklayan herhangi bir ayetin olmaması bunların helal olduğunu anlamamız için yeterlidir. Aynı şekilde kadınların kocalarından boşanmalarını yasaklayan bir ayetin olmaması, kadınların erkekler gibi bu hakkı kullanmalarının helal olduğunu anlamamız için yeterlidir.

Kuran’da “boşanmış kadınlardan” bahsedilmektedir. Bu ifade, Arapça kurallar açısından, erkeğin de kadının da gerçekleştirdiği boşanmayı ifade etmek için kullanılabilir.

Boşanmış kadınlar kendi başlarına üç aybaşı dönemi beklerler.

Bakara 228

Bazıları, Kuran’da, kadının boşanma hakkının olmadığıyla ilgili açık bir ifade bulamayınca, aşağıdaki ayetteki “nikah bağı elinde olan erkek” ifadesini, sadece erkeğin boşanma hakkı olduğuna delil olarak göstermeye kalkmışlardır. Ayet şöyledir:

Bir mehir belirlemişseniz ve kadınlarla beraber olmadan boşanmışsanız, belirlediğiniz mehrin yarısını verin. Ancak kadınların bağışlaması veya nikah bağı elinde olan erkeğin bağışlaması durumu istisnadır. Erkeklerin bağışlaması takvaya daha yakındır. Aranızda lütufkarlığı unutmayın. Allah, yapmakta olduklarınızı görmektedir.

Bakara 237

Bu ayet, bazılarının iddia ettiği şekilde anlaşılsaydı bile, “kadın boşanamaz” şeklinde açık bir hükmü ifade etmediğinden, yine bu ifadeden kadının boşanamayacağını anlamak mümkün olmazdı; ayet ancak mevcut durumu tarif eden bir ayet olarak anlaşılırdı. Bu ayet dikkatli okunursa; boşanma hakkının kimde olduğuyla ilgili bir husus bu ayette ele alınmamaktadır. Ayette gündeme getirilen konu mehrin ödenmesidir (mehir ile ilgili başlığa bakabilirsiniz). Evlilikte, iki tarafın üzerinde anlaştığı bir değeri, mehir olarak koca karısına vermektedir. Ayette, eğer eşler arasında cinsel temas olmadan bir boşanma olmuşsa, karar verilen mehrin yarısının verilmesi ifade edilmektedir. Ayrıca kadının bu miktardan vazgeçmesinin veya erkeğin mehrin bütününü vermesinin mümkün olduğu söylenmekte; erkeklerin böyle yapmalarının daha uygun olduğu da ilave edilmektedir. Burada tartışılan ve erkeğin elinde olan vermiş olduğu mehirdir; bu yüzden “nikah bağı elinde olan erkek” ifadesiyle, erkeğin boşanma yetkisini elinde tuttuğunu değil, fakat verilen mehri elinde tuttuğunu anlamak daha uygundur.

Tüm bunlara ek olarak Peygamberimizin hayatı incelendiğinde, evlendiği ancak kadınların boşanmayı istemesi üzerine cinsel ilişki kurmadan ayrıldığı eşleri olduğu bazı kaynaklarda ifade edilmiştir. Bu kaynaklara göre Asma bint al Numan, Mulaika bint Ka’ab ve Fatima bint alDahhak bu şekilde Peygamberimizden ayrılmışlardır.173 “İslam’da kadın” konusunda uzman olan Fatima Mernissi, bu üç olayı, Peygamberimiz döneminde kadınların da kocalarını boşama yetkisi olduğuna delil olarak göstermiştir; bu durumda, boşanılan kişinin Peygamber olması bile durumu değiştirmemiştir.

Kuran’da, boşanma sırasında ve sonrasında kadınlara yapılan haksızlıkları ve zulümleri engelleyecek ifadeler de mevcuttur.

O kadınları, imkanlarınız ölçüsünde, barındığınız yerin bir bölümünde barındırın. Onları sıkıntılı bir duruma düşürmek amacıyla onlara zarar vermeyin. Eğer hamile iseler doğuma kadar onlara nafaka verin. Sizin için çocuk emziriyorlarsa ücretlerini verin. Aranızda uygun biçimde anlaşın. Eğer anlaşamazsanız, doğmuş olan çocuğu, babanın masrafları karşılamasıyla başka bir kadın emzirecektir.

Talak 6

Görüldüğü gibi Kuran’da, kadınların, ekonomik açıdan ve çocukları sebebiyle, boşandıkları kocaları tarafından zora sokulmalarını engelleyen, onları koruyan ifadeler mevcuttur. Şu ayetle ise boşanıp iddet süresini bitirmiş kadınların zora sokulmamaları emredilmektedir.

İddet sürelerini tamamladıklarında, o kadınları ya uygun biçimde tutun ya da uygun biçimde onlardan ayrılın. İçinizden adalet sahibi iki kişiyi de tanık tutun. Tanıklığı Allah için dosdoğru yapın. Allah’a ve ahiret gününe inananlara işte bu şekilde öğüt verilmektedir. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu oluşturur.

Talak 2

Kuran ayetleriyle, ezilen kadınların hakları korunmuş, evlilikte ve boşanmada yaşadıkları zorluklar giderilmiştir. Ancak Peygamberimizin vefatından sonra kadınlara verilen haklar zaman içinde ellerinden alınmış, evlenme ve boşanma hakları gasp edilmiş ve bunlar için de İslam dini araçsallaştırılmıştır. Oysa Kuran’a baktığımızda, evlilik ve boşanma hakkı söz konusu olduğunda, erkeklere tanınan hakların kadınlara da tanındığı, bu konuda cinsiyete dayalı hiçbir ayrımcılık olmadığı görülmektedir.