Katolik Kilisesi’nin Yapılanması

hristiyanlık

Katolik Kilisesinin başı olan Papa İsa Mesih’in evrensel kilise üze­ rinde havari Petrus’a bıraktığı yetkiyi sürdürmektedir. Bu yetkiyle o, İsa’nın diğer havarilerinin kurduğu kiliselerde havarilerin halefi sayılan piskoposlardan daha yetkili ve üstün konumda bulunmaktadır. 1. Vati­ kan konsili kararına göre papa hem evrensel kilisede en yüksek yargı yetkisini elinde tutmakta hem de inanç ve ahlaki konularda verdiği ka­ rarlarda yanılmazlık yetkisine sahip bulunmaktadır. Katolik Kilise hiye­ rarşisinde papadan sonra piskoposlar kurulu gelmektedir. Petrus ve di­ ğer havariler gibi Pertus’un temsilcisi olan papa ile diğer havarilerin temsilcileri olan piskoposlar da kendi aralarında bir birlik ve kurul oluş­ tururlar. Bu piskoposlar kurulunun dışında dünyanın çeşitli bölgelerin­ den seçilen piskoposların belirli dönemlerde bir araya gelmeleriyle olu­ şan piskoposlar sinodu, papayı seçen kardinaller, papalığın merkez teş­ kilatı, dış temsilciler, çeşitli komisyon ve mahkemeler bulunmakta ve Vatikan ruhani devletinin işlerini bu teşkilatlar yönetmektedir.

Katolik Kilisesi özellikle Roma lmparatorluğu’nun çöküşünden sonra ortaya çıkan siyasi otorite boşluğundan istifade ederek çok sıkı iş­ leyen bir hiyerarşik yapılanma oluşturmuştur. Bu bağlamda Batı Kilise­ si, doğunun dört patrikliğinin hiçbirinde görülmeyen bir derecede mer­ kezileşmiş ve kilisenin başı olan papa adeta bir kral statüsü elde etmiş­ tir. Bu hiyerarşikyapı içerisinde dünyanın her tarafındaki Katolik cema­ atleri en yüksek otorite olarak papayı kabul etmekte ve din adamları pa­ palığın direktifleriyle hareket etmektedir.

Günümüz Hıristiyan dünyasının büyük çoğunluğu Katoliklerden oluşmaktadır. Katolik nüfusun büyük bir kısmı Güney ve Orta Amerika ülkeleriyle İtalya, Hırvatistan, İspanya, Portekiz ve Fransa gibi güney ve güneybatı Avrupa ülkeleri ve Polonya Macaristan gibi merkezi Avrupa ülkelerinde yaşamaktadır. Ayrıca Almanya ve Avusturya gibi ülkelerde de Katolik nüfus bulunmaktadır. Katolikler, Protestan veya Ortodoks çoğunluğun bulunduğu ülkelerde de önemli bir oran oluşturmaktadırlar. Bu bağlamda Protestan mezheplerin en etkin olduğu Amerika Birleşik Devletleri’nde de nüfusun dörtte birine yakını Katoliklerden oluşmakta­ dır. Hıristiyan dünyasındaki bu durumlarına paralel bir biçimde Katolik­ ler, çoğunluğu Müslüman olan Endonezya ve bazı Afrika ülkelerinde de önemli bir azınlık oluşturmaktadır. Bu konumları nedeniyle dünyanın hemen her bölgesinde Katoliklere rastlamak mümkün olmaktadır.

Mehmet Katar