Kuranda ve İslamda akıl nedir? Kuran akıla nasıl bakar? Kuranın akıl ve bilgi yorumu nedir? İslam’da aklın önemi nedir?

fetva fıkıh soru cevap islam din

Akıl da bir ayettir. Kur’an’da yüzlerce ayette önemine vurgu yapılan aklı devre dışı bırakmak, Allah’ın bu ayetini inkâr etmektir. Bu gerçeğe rağmen neden bazı kişi ve çevreler aklı hafife alıp devre dışı bırakılmasını isterler? Çünkü aklını kullanan insan, eleştirel yaklaşır, düşünüp sorgular, anlamaya çalışır, kendisine her söylenene inanmaz, kanmaz, doğru ile yanlışı ayırmak ister, delil ister, okuyup araştırmak, karşılaştırmak ister. Bizzat kendi tanık olmak ister. Dolayısıyla şayet Kur’an, insan sözü olsaydı aklı hafife alması, devre dışı bırakması ve ortaya koymuş olduklarının hiç sorgulanmamasını isterdi. Oysa Kur’an ayetleri tam aksine aklı yüceltir, inancın merkezine yerleştirir. Her durum ve şartta devrede olması için insanları düşünüp anlamaya sevk eder. Çünkü Allah’ın vermiş olduğu akıl ayetleri ile vahyetmiş olduğu ayetleri anlama çabası, gerçek bir inancın sağlıklı ve sağlam bir biçimde temellendirilebilmesi için olmazsa olmaz bir gerekliliktir. Çünkü Allah’ın ayetleri, düşünen bir toplum içindir.

Aklını kullanmayanı kullanmak kolay olur. Bir insanın aklını almak, her şeyini almak demektir. Allah bizden aklımız ve gönlümüz ile kendisine teslim olmamızı ister. Bazı kişiler ise din adına aklın işlevsiz kılındığı bir teslimiyet bekler. Üstelik teslimiyeti Allah’a değil kendisine bekler. Akılsız teslim olan, kendisine söylenen her şeyi yapabilir. Yaptığı her şeyi Allah için yaptığını sanabilir. Oysa Müslüman yalnız Allah’a teslim olandır. Bu teslimiyet de akıl ve gönül ile yapılandır. Maalesef bugün benzer örneklerini gördüğümüz gibi “Aklınızı kullanın ve Kur’an’a gelin” diyenlerin “sapık”, “Aklınızı bir kenara bırakıp bize gelin” diyenlerin “dindar” sayıldığı bir dünyada yaşıyoruz.

Dini konulardaki en büyük sapmalardan biri de aklın, dinin dışına çıkartılmasıyla yapılmıştır. Bazı kişi ve çevreler inanç varsa akla yer olmadığını ya da akıl ile hareket edildiğinde inanca yeterince yer kalmayacağını iddia ederler. Oysa Kur’an ayetleri doğru bir şekilde incelendiğinde Allah’ın ilk ayetinin akıl olduğu kolaylıkla görülecektir. Allah, akıl ayetini, indirdiği ayetler yani vahiy ile ve evrende yarattığı ayetler yani bilim ile uyumlu kılmıştır. Yaratılışımıza kodlamış olduğu bilgi ve din ayetlerini bize hatırlatmak için bize vahiy ayetlerini bildirmiştir. Yani aklımızı işletelim ve özümüzden sapmayalım diye bize uyarılarda bulunmuştur.

Aklımızı kullanmadan vahyi anlamamız, en temel varoluşsal sorularımız ile ilgili sorgulamalar yapmamız ve hayatı anlamlandırmamız mümkün değildir. Akıl ayetini inkâr eden ya da görmezden gelen biri, Allah’ın indirdiği ve evrende yarattığı ayetleri gerektiği gibi anlayamaz, bilgeliklerle dolu ayetleri olması gerektiği gibi kavrayamaz, alınması gereken dersleri alamaz. Kur’an’ın önemli bir kısmının evren ayetlerine dikkat çekmesi, insanları düşünmeye ve bu sayede gerçeği hatırlamaya teşvik etmek içindir. Allah’ın ayetlerinde, düşünen, gerçeği bilen, gerçeği dinleyen ve akıl eden bir toplum için alınması gereken dersler ve tanıklık edilmesi gereken ibretler vardır.

Kur’an ayetleri, Allah’ın varlığı, birliği, kudreti, yüceliği, eşsiz ve benzersiz oluşu, yaratma sanatı, her şeyin O’na ait oluşu ve her şeyin sonunda O’na döneceği gibi gerçeklerle buluşturur insanı. Çünkü insan unutur, yanılır ve yolunu şaşırır. Bundan dolayı ayetler insana gerçeği hatırlatır. Aklını kullanmaya ve gerçek üzerine düşünmeye çağırır. İnsanın, Allah’ın kudret delillerine tanık olabilmesi için bu deliller üzerine düşünmesi gerekir. Allah, ayetlerini akıl eden bir toplum için açıklamıştır. Akıl dışı hareket eden, zulüm ve haksızlığa bulaşan toplumlar, kendilerini ibretlik hale getirirler.

Allah evreni, yerleri ve göğü bir anlam ve amaçtan yoksun yaratmamıştır. Bu amacın anlaşılması için tüm yaratılanlara bakılması ve onlar üzerine düşünüp aklın kullanılması gerekir. Allah bunca ayetini insanları gerçekler üzerine düşünmeye sevk etmek için yaratmıştır. İnsanın tüm bu güzelliklere tanıklık etmesi için düşünmesi gerekir.1194 Yaratılmış ve insanın kullanımına sunulmuş her şey Allah’ın şefkat ve merhameti nedeniyledir.1195 İnsanın, Allah’ın nimetleri üzerine düşünmesi ve şükretmesi gerekir. Doğru düşünce şükür sebebidir. Bu yüzden Kur’an bizi doğru düşünceye sevk etmek ve gerçekleri hatırlatmak için gelmiştir. Allah’ın nimetleri üzerine düşünmek, o nimetlerin saymakla bitirilemeyecek kadar çok olduğunun, Allah’ın da çok bağışlayan ve çok merhametli olduğunun hatırlanması içindir.

Allah insana akıl melekesini vermiş, onu gerektiği gibi kullanmadığımız zaman ne hale geleceğimizi bildirmiş ancak kullanımını kişinin kendisine bırakmıştır. Aklı kullanma yeteneği, bir spor dalında ya da herhangi bir enstrüman kullanımında kişinin kendisini geliştirmesi gibi geliştirilebilen ya da gerektiği gibi kullanılmadıkça körelen bir yetenektir. Sporu bırakırsanız geliştirmiş olduğunuz kaslarınız zamanla sıkılığını yitirir. Düşünmeyi bırakırsanız, aklınızı kullanma yeteneğiniz gevşer ve zamanla körelir.

Dolayısıyla her ne kadar akıl bizi diğer canlılardan ayıran temel bir özellikse de, doğru bir şekilde kullanılmadıkça var olmasının bir değeri yoktur. Yani aklın bir cevher olarak bizde bulunmasının değil, o cevherin varoluş amacına uygun olarak kullanılmasının bir değeri vardır. Bu yüzden Kur’an’da isim olarak akıl kelimesi kullanılmaz. Fiil olarak “taakkul” (akıl yürütme-zihni zorlayarak anlama) kullanılır. Yaratılış amacına uygun olarak aktif hale getirilmediği müddetçe aklın bir işlevi yoktur. Aklı gerektiği gibi kullanmamak, Kur’an’daki ifadesi ile pisliğe mahkûm olmak demektir.1198 Aklı, yaratılış amacına uygun olarak kullanmamak Kur’an’daki ifadesiyle, sürü içgüdüsüyle davranan hayvan gibi olmak hatta yoldan sapma konusunda onlardan daha şaşkın ve beter olmaktır. Ayetler; akıl edecekleri kalpleri olmasına rağmen anlamayan, gözleri olmasına rağmen görmeyen, kulakları olmasına rağmen duymayan, sadece hayvanlar gibi, hatta daha da şaşkın bir hâlde bulunan ve sonunda habersizmiş gibi davranan pek çok cin ve insan için cehennemin hazırlanmış olduğunu haber verir. Dolayısıyla cehennemlik olacakların karşılaşacakları bu akıbetin nedeni akılları olmasına rağmen onu kullanmamaları, gözleri olmasına rağmen görmezden, kulakları olmasına rağmen duymazdan gelmeleri, hayvanlar gibi güdüleri ile hareket etmeleri hatta yolca onlardan bile daha şaşkın bir halde olup gerçeklerden habersizlermiş gibi davranmalarıdır. Bu yüzden olsa gerek cehenneme girmiş olanlar şayet kendilerine yapılan çağrıya kulak verip dinleseler ya da/yani akıllarını kullanmış olsalar, ateş halkı arasında olmayacaklarını itiraf ederler.

Çoğu kişi tarafından zannedildiğinin aksine vahiy, düşünmeye büyük önem verir. Hatta gerçek anlamda iman etmenin en öncelikli gereklerinden biri düşünmektir. Yaratılış üzerine gerektiği gibi düşünen insan, hem her şeyin yaratıcısı olan Allah’a neden teslim olması gerektiğini anlayacak, hem de O’nun kudretine ve evrene yansıyan eşsiz sanatına tanıklık edecektir. Ancak buna rağmen birçok insanın içinde bulunduğu gaflet sebebiyle hem evrendeki hem de kendi varlığındaki sayısız delil ve işareti göz ardı ettiğine dikkat çeker ayetler. Kur’an’da düşünmeye ve ilme teşvik eden ayet sayısı yedi yüzden fazladır. Aklın önemine Kur’an kadar vurgu yapan başka bir dinsel metin yoktur. Kur’an ayetleri her fırsatta hem vahiy ile gönderilmiş ayetler/deliller hem de evrende yaratılan deliller üzerine akıl yürütülmesini ve onlar hakkında derin derin düşünülmesini söyler. Allah’ın indirdiği vahiy ile vahyi anlayıp kavramak üzere insanda yarattığı akıl arasında çatışma söz konusu olmaz.

Kur’an’da düşünmeye, akletmeye yönelik pek çok kavram vardır: ilim (bilgi sahibi olma), hikmet (bilgelik), fuad/kalb (ilahi tecellilere gönül ile tanık olma), basiret (anlayış ve kavrayış), hak (gerçek), ayet (delil), beyyine (açık delil), burhan (kanıt), zikr (hatırlama), ibret (alınması gereken ders), tedebbür (derin derin düşünmek), taakkul (akıl erdirme), tefakkuh (ince bir kavrayışa sahip olmak), tefekkür (düşünüp ders çıkarmak), tezekkür (düşünüp anlamak), nazar (bakış). Kur’an bize, bilenlerle bilmeyenlerin bir olmayacaklarını ve ancak gerçek anlamda aklını işletenlerin bu gerçeği düşünüp kavrayabileceklerini bildirmektedir.1203 Yine Kur’an bize, kullar içinden sadece gerçeği görüp bilenlerin, Allah’a saygı duyabileceğini haber vermektedir.1204 Bilmek için düşünmek ve bilgiyi edinmek, bunun için de aklı kullanmak gerekir.

İslam âleminin bugünkü durumunun en öncelikli sebeplerinden biri, aklın terk edilmesidir. Ne zaman akıl terk edildi, Allah’ın ayetleri de terk edildi. Akıl devre dışı kalınca, Allah’ın ayetleri de devre dışı kaldı. Allah’ın ayetleri aklını kullanan kişinin işine yarar. Aklını kullanmayanın işine yaramaz. Allah’ın ayetlerini açıklaması akıl edilmesi içindir.1205 Üstelik Allah, her seviyeden insanı dikkate alarak ayetlerini türlü türlü açıklamıştır. Bunun nedeni, insanların akıllarını kullanabilmeleri ve Allah’a karşı bahane üretmemeleridir.1206 Allah, aklımızı gerektiği gibi kullanalım diye bize öğüt ve uyarı dolu bir Kitap indirmiş ve bizden de aklımızı kullanmamızı beklemiştir. Aklı kullanmak ve Allah’ın ayetleri üzerine gerektiği gibi düşünmek aynı zamanda Kur’an’ın Allah’tan geldiği konusunda emin olmak demektir. Çünkü içinde hiçbir çelişki ve tutarsızlık olmayan bu kitabı Allah indirmiştir.

Emre Dorman