Piri Reis kimdir?

Piri Reis'in Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

İlk Paşa sancağının merkezi ve Osmanlı denizciliğinde kaptan paşaların tahtı olarak bilinen Gelibolu’da doğan ve buraya Lârende’den göç eden bir âileden gelen Pîrî Reis, eseri Kitâb-ı Bahriye’de de belirttiği gibi (“Birâderzâde-i merhûm Reîs Gâzî Kemal Pîrî Reis bin el-Hac Mehemmed”), bir başka Türk denizcisi olan Kemal Reis’in kardeşi Hacı Mehmed’in oğludur. 1481’den îtibâren yanına yeğenini de alarak Akdeniz’de korsanlık yapan Kemal Reis’le sergüzeştlerine, kaleme aldığı meşhûr Kitâb-ı Bahriye’de, “Birlikte Akdeniz’i gezerek nice din düşmanının bağrını ezdiklerini ve Sultan Bâyezid’in (II) emriyle devlet hizmetine girdiklerini” söylemek sûretiyle değinmiştir. Bu giriş, muhtemelen 1495 senesinde gerçekleşmiştir. Devlet hizmetinde Adalar Denizi ve Doğu Akdeniz’de devriye görevi yapmak dışında Mekke ve Medine vakıflarının İstanbul’dan Hicaz’a götürülmesi ve Mısır’a giden konvoylara öncülük etmek gibi vazifeleri de uhdelerine alan amca ve yeğen, 1499 – 1502 yılları arasında cereyân eden Osmanlı – Venedik savaşlarının Barak Reis (Sapienza/Zonchia) ve İnebahtı savaşları ile Koron Seferi, Navarin’in istirdâdı gibi deniz safahatında bulunmuşlar, birliktelikleri Kemal Reis’in, Memlûklere yardım götürmek üzere çıktığı bir seferde (1511) fırtınaya yakalanarak şehîd olmasıyla sona ermiştir.

Bu hâdiseden sonra Gelibolu’ya çekilerek 1513’te tamamlayacağı ilk dünya haritası üzerinde çalışmaya başlayan Pîrî Reis – Afetinan’ın, muahhar haritasıyla birlikte, çağdaşı diğer coğrafyacıların dünya haritalarıyla kıyaslandığında teknik olarak daha ileri bir kartografya bilgisine dayandığını söylediği – bu haritayı şânı yüce Yavuz’un Mısır’ı ele geçirmesinden sonra kendisine Kâhire’de takdîm etmiştir. Kânûnî’nin Begrad seferinde Tuna donanmasında ve ayrıca Rodos kuşatmasında da bulunan Pîrî Reis, Ahmed Paşa’nın isyânını bastırmak üzere 1524’te Mısır’a giden sadrâzam İbrahim Paşa’nın, gemide incelediği Kitâb-ı Bahriye müsveddesini pâdişâha sunulmak üzere temize çekmesini istemesi (“Buyuruldu ki, zikr olan kitâbun müsveddâtını beyâza çıkarub kitâb eyleyem”) sebebiyle Gelibolu’ya dönmüş ve ikinci dünya haritası ile bu kitabı tamamladıktan sonra sadrâzam aracılığıyla pâdişâha takdim etmiştir.

Sonraki yıllarda büyük Türk denizcisi Barbaros Hayreddin Paşa’nın donanmasında gemi reisi olarak da bulunan Pîrî Reis, 1547’de Hint kaptanlığına getirilmiş, bu görevde ilk olarak Aden’i istirdâd etmiştir. Bu utkulu seferden sonraki 5 yıllık faaliyetleri bilinmeyen bu âlim Türk denizcisi, 1552’de Basra körfezindeki Portekiz üssü Hürmüz’e sefer düzenlemekle görevlendirilmiş, burada muhâsaranın uzaması üzerine bir Portekiz filosu tarafından kapana kıstırılmak endişesiyle muhâsarayı kaldırmış, böylece Bahreyn adalarına kadar uzayacak sefer akîm kalmıştır. Kuşatmayı kaldırmakla yerinde bir karar verdiği kısa süre sonra bölgeye ulaşacak olan Portekiz donanmasıyla teyîd edilmiş olsa da rüşvet karşılığında bu karârı verdiği dedikodusu şâyî olmuş ve o sırada Halep’te bulunan Kânûnî Sultan Süleyman’ın en fecî icraatlarından biri olarak emrindeki gemilerle döndüğü Mısır’da îdâm ve malları müsâdere edilmiştir.

Pîrî Reis’in asıl önemli yanı ömrü boyunca giriştiği deniz seferlerinde her ayrıntıya dikkat ederek yaptığı coğrâfî incelemeler, gözlemler, eline geçen Doğu ve Batı kaynaklı haritalar ve şöhretli Kolomb’un haritası gibi referansları değerlendirmek ve bunları Türk denizcilik târihinin birer mefâhir kaynağı olan haritalarla birlikte, hitâmında sonu olmayan bilim yollarında hatâlarını düzeltecek kullara Tanrı’dan bin lütuf dileyecek kadar ilmî ölçülere bağlılıkla hazırladığı, muhteşem bir telife dönüştürmek konusundaki başarısıdır. Bu emek karşılığında tek arzusunun, “Ümiddür ki bu tarîkde yürüyen ve bu fennün ehli olan karındaşlar da bu kitaba nazar eylediklerinde ve hîn-i amelde bu hakîri hayır duâdan ferâmûş eylemeyeler” sözleriyle sâdece dua olduğunu belirten, ayrıca denizcilik, haritacılık, coğrafya gibi bilimlerle birlikte bunlarla ilişkili olarak matematik, astronomi gibi bilim dallarında da mâlûmatdâr olan bu büyük denizciyi, şüphesiz Türk kartografyasının da pîri kabûl etmek gerekmektedir.

Göktürk Ömer Çakır