Resim günah mı? Müzik günah mı? İslam’da sanatlar günah mı? Güzel sanatlar haram mı?

cami namaz ezan oruç vakit

İslam inanç sisteminde akla son derece önem verilmesi ve Kur’an’da akla yoğun bir biçimde vurgu yapılması boş yere değildir. Allah’ın ayetleri ile insanın aklı daima birbirlerini desteklemelidir. Yoksa insan, doğru ile yanlış arasında ayrım yapamaz, doğru bildiği yanlışlar ile yaşar ama bunun farkına bile varamaz. Resim, müzik ve heykel gibi çeşitli sanat dallarına din adına karşı çıkan ve bu tür sanatları ortaya koyan kişileri de dine aykırı bir eylemin içinde olarak kabul eden kimselerin bu konuda Kur’an’dan hiçbir dayanağa sahip olmadıklarının bilinmesi gerekir.

En küçüğünden en büyüğüne kadar evreni, yasaları, yaşamın ortaya çıkışını, insanı, doğayı ve birbirinden farklı özellikler ile yaratılmış olan canlıları dikkatli bir biçimde inceleyip üzerine düşündüğümüzde, tüm bunların kusursuz bir sanatın yansımaları, bunları yoktan var eden Allah’ın ise eşsiz, benzersiz ve yüce bir sanatçı olduğunu fark ettirebilir bize. Dolayısıyla evrenin kendisi bir anlamda sanat atölyesi gibidir. Evreni ve doğayı birbirinden güzel sanat eserleri ile süsleyerek estetik hale getirmiş olan Allah’ın sanatı, tüm sanatçıların esin kaynağıdır. İnsanda güzel olana yönelme ve güzel olanı takdir etme gibi bir arzunun olması boş yere değildir. Sanat, insanın duygu, düşünce, gözlem ve hayal gücünün bir anlamda dışa yansıyarak içinden taşmasıdır. Resim, müzik ve heykel gibi sanatlar insan elinden çıkan yansımalardır. Dini açıdan yasak değildirler. Kur’an’da bu sanat dalları ile uğraşılmasına engel en küçük bir işaret dahi yoktur. Din adına illa bir şeye karşı olunacaksa bu tür sanat faaliyetlerine değil uygunsuz bir resme, sözleri yakışıksız bir müzik parçasına ya da tapınma amacı ile yapılmış bir heykele karşı olunabilir. Bu sanat dallarının kendileri değil, bu sanat dalları kullanılarak yapılan uygunsuz şeyler varsa şayet ancak onlar kötü olarak görülebilir. Bıçak kullanarak bir cana hayat da verilebilir, bir canın hayatı elinden de alınabilir. Dolayısıyla bir ameliyatta da bir cana yara vermekte de kullanılabilen bıçağın kendisine değil kötü amaçla kullanımına karşı olmak gerekir. Bazı insanlar tehlikeli ve kötü şekilde araba kullanıyorlar diye kimse araba kullanmaya karşı çıkmaz ya da trafiğe çıkmayı yasaklamaz.

Geleneksel din anlayışına sahip kişi ve çevrelerin ciddi anlamda birçok sanat dalına karşı düşmanca bir tutum sergilediklerini hatta bu sanatlar ile uğraşan insanları cehennemlik ilan ettiklerini görmek mümkündür. Bir rivayette bütün ressamların cehennemlik olacağı iddia edilmiştir. Yine bazı rivayetlerde çalgı aletlerinin de haram olduğunun iddia edildiği görülmektedir. Resim yaparak bir sureti tasvir edenlerin (kıyamet günü) bu yaptığına ruh üflemesinin emredileceği yani onu canlandırmasının söyleneceği ancak yaptığı şeyi canlandıramayacağı için sürekli olarak azapta kalacağı söylenmiştir. Oysa Kur’an’da bu iddiayı haklı çıkartacak en ufak bir ifade dahi bulunmamaktadır. Resim ve benzeri sanatlar Allah’ın evreni ve yaşamı yaratırken bir anlamda süs kıldığı güzellikleri bir kâğıt üzerine aktarmaktır. İnsanlar genelde hayranlık duydukları bir şeyin resmini yapar ve onu taklit etmeye çalışırlar. Dolayısıyla meşru dairede resim yapmak azap sebebi değil aksine Allah’ın sanatının takdir edilmesinin bir şeklidir.

Bazı toplumların çeşitli heykellere tapıyor ya da onlara ilahi birtakım nitelikler yüklüyor olmaları heykel sanatına değil bir heykele tapınma eyleminin kendisine karşı olmayı ve böyle bir davranıştan uzak durmayı gerektirir. Birileri hataya düşer düşüncesi ile haram kılınmamış şeyler haram kılınmaya kalkılırsa, ortada helal namına bir şey kalmaz. İnsanlar dini de istismar ederek kendi çıkarlarına alet edebilmekte ve insanları sömürü aracına dönüştürebilmektedirler. Dinin kötü niyetle kullanılması dinin kendisine fatura edilemeyeceğine göre bu tür sanat dallarının kötü niyetle kullanımı da sanat dallarının kendilerine fatura edilemez. Siz bir müzik parçasının sözleri ile insanları Allah’ın sevgisine, iyi ve güzel olana özendirebilir ya da birtakım sözler ile insanları kötü ve çirkin olan şeylere teşvik de edebilirsiniz. Tarihten günümüze Güneş’e, yıldızlara, ateşe ya da inek gibi çeşitli hayvanlara tapan veya bunların ilahi özelliklere sahip olduklarına inanan toplumlar olmuştur. Birileri Güneş’e tapınıyor diye kimse Güneş’in ısısından ve ışığından kaçarak kendini kapalı ve karanlık bir yere hapsetmez ya da Güneş’i haram kılmaz. Birileri ineğe tapınıyor diye ineğin sütünü içmeyi ve o sütten üretilen ürünleri yemeği de haram saymaz. Yıldızlara düşmanlık yapmaz, ateşi yasaklamaz.

Kur’an’da Hz. Süleyman’ın sarayında heykeller olduğu bildirilir. Hz. Süleyman İslam peygamberidir. Şayet heykel haram olsaydı Hz. Süleyman sarayına heykeller yaptırır mıydı? Hz. Süleyman’ın ya da sarayındakilerin heykelleri put edindikleri düşünülebilir mi? Ya da buna eğilim gösteren birine Hz. Süleyman’ın izin vermiş olması söz konusu edilebilir mi? Birileri çıkıp ağaçlara, başkaları da sulara tapsa, ağaç dikmekten ya da denizleri temiz tutmaktan uzak mı duracağız?

Kur’an ayetlerinde bir şey açıkça haram ya da günah sayılmadıkça o şeyin haram ya da yasak olduğunun iddia edilmesi mümkün değildir. Ayetlerin bu konuda ayrıca resim, müzik ya da heykelin helal olduğunu söylemesi de gerekli değildir. Esas olan nelerin haram kılındığıdır. Haram kılınan şeyler dışındakiler kendiliğinden helal kılınmış demektir. Yeryüzündeki her şey insan için yaratılmıştır. Ancak insanlar, kendi yalanlarını Allah’a dayandırarak bilgisizce bir şeyleri helal ya da haram kılmaktan yasaklanmıştır. Allah, haram kıldığı her şeyi Kur’an’da açıkça bildirmiş ve bunu yapanların sınırı aşacakları haber verilmiştir. Allah’tan gelen bir bilgiye dayanmadan Allah adına yalan uyduran birinden daha zalim kimse olamayacağı da söylenmiştir. Çünkü Allah’ın haram kılmadığı şeyleri haram kılanlar açıkça Allah’a iftira etmektedirler. Kur’an’da, Allah’ın insanlar için çıkarmış olduğu ziyneti (süs eşyalarını) ve temiz rızıkları kimsenin haram kılamayacağı söylenmiş, Allah’a iftira edenlerin yeniden diriliş gününü ne sandıkları yani işledikleri bu suçun hesabını nasıl verecekleri sorulmuştur.

Yağmurun sesi, kuşların cıvıltısı, suyun şırıltısı, rüzgârın esintisi, yaprakların hışırtısı ya da ağustos böceklerinden oluşan yaz orkestrası; müziğin bizzat sanatçıların en yücesi olan Allah tarafından doğaya içkin kılınmış olduğunun bir göstergesidir. İnsan sesi de ayrı bir sanat olarak var edilmiştir. Sesin doğru ve güzel kullanımının hem söyleyen hem de dinleyende güzel his ve duyguları açığa çıkardığı açıktır. İnsanın sesi ve onu kullanabilme kapasitesi de Allah’ın bir ayetidir. Bazı insanlar kötü sözler sarf eder ve çirkin konuşmalar yaparlar. Ama kimse konuşmanın haram ya da yasak olduğunu iddia etmez. Kötü ve çirkin sözler içeren bir şarkı nedeniyle de kimse müziğin haram ya da yasak olduğunu söyleyemez.

Emre Dorman